Ay içim şişti! Evet hep vardı da, bu aralar ne kadar çok gözüme çarpıyor. Facebookta isim vermeden atarlanma durumları var biliyorsun, “beni bilen biliyor!!”, “çekemeyenlere diyecek tek sözüm silin beniii!”, “anlayanaa” kıvamında kime yazıldığı belli olmayan, muhtemelen bir duyum üzerine yazılmış, anlık sinir bastırma çabası altında. Altına da türlü yorumlar “kuzum kim üzdü seni!”, “tatlım takma kafana, biz seni biliyoruz”. Biz kimiz? siz kimsiniz? arkadaş. Biliyorsunuz bunlar tamamen oradaki olayı öğrenmek amaçlı, sırf meraktan yazılmış şeyler, hele ki yazan kişiyle o gün falan bir şekilde iletişim kurmuşsan, “ulan bana mı yazdı ya” diye kalıyorsun, için içini yiyor, arasan sorsan bi türlü, sormasan başka türlü. Sonra tabii ki, ölüye seslenme durumu var, oda akıllara zarar bir durum, “canım annem bizi bırakıp gittin gideli bugün tam 15 yıl oldu.” “eksikliğin şuracığımda..”bla bla bla.

Yahu tamam muhakkak ki çok acıdır, allah gecinden versin, sevdiklerimizi başımızdan eksik etmesin, mutlaka çok özlemişsindir ama bunu facebook’a niye yazarsın a ademoğlu.! Ölülerin facebook’u yok ki! Onlar bu yazıları okuyamıyorda! Bak ölüm yıldönümüymüş, onu yazana kadar oturup bi yasin okusana,  hiç birşey yapamazsan kendi kendine onunla konuş, niye millete reklam ediyorsun? Hayır ben mi çok taş kalpliyim anlayamadım ama bazı değerlerin bu şekilde içinin boşaltılmasına da gıcık kapıyorum.

Hastaneye gidip kolunda ki serumun, damar yolunun fotoğrafını çeken mi dersin! A canım, sen hakikaten hasta olsan o fotoğrafı çekecek halin olur mu? Gerçekten canınla uğraşıyor olsan insanın aklına gelir mi? Yok yani mesela ben o serumun takılı olduğu damar yolu fotolarını görünce içim kalkıyor! Delirdiniz mi gözünüzü seveyim. Her günn ama her günn kendi fotoğraflarını sağ profil çıkkırt, sol profil çıkkırt, üstten de çıkkırt, alttan da çıkkırt, ay ellerim, ojelerim çıkkırtt, aman ayakkabılarım çıkkırt! derken 20 tane aynı fotoğraftan çekip, hepsinide üşenmeden koyanlar var ki, evlere şenlik, her günn? üşenmiyorsun abla! Engelledim valla. möhömöhö. Ve tabii ki şimdi en bombası olan mezar ziyaretine geliyorum. O mezarda mezar taşıyla fotoğraf çekip koyanların kafasını cidden anlamıyorum. Ben bir litre rakıyı sek içsem o kafaya erişemem. Hayır ne içiyorsunuz? nereden temin ediyorsunuz? bu soruların cevabını is-ti-yo-rum.!

Tüm bu hislerime rağmen her gün arada bir göz attığım, bir şeyler paylaştığım bir Facebookum yok mu? Var. Sanki olmazsa bir şeylerden geri kalacakmışız, bir şeyleri kaçıracakmışız hissi, bu bize öğretilmiş çaresizlik değil de ne?  Hatta sizde kaç kere dondurup geri açtınız değil mi?  Donduracağın zaman bile Facebook birtakım arkadaşlarını kullanarak sana duygu sömürüsü yapıyor biliyorsun. Aaa Neslihan seni özleyecek.!  E neslihan beni özleyecekse bi alo desin bir zahmet. Çıksın gelsin! kendisiyle lisede aynı sınıfta okudum abartma yani Facebook. Zaten içime fenalık geldi, “bu kadar bıdı bıdı edeceğine kapat” diyorsun dimi? duydum! Onu da yapamıyorum, meraktan çatlarım yani, hepiniz ordasınız. 🙂

Şunu kabul edelim ki facebook tam anlamıyla yavşak bir sosyal ağdır. Hangimiz sahte hesaplar açıp, profil fotoğrafına sevgilimizin hayır diyemeyeceğini düşündüğümüz bir yellozun resmini koyup o zat-ı şahaneye arkadaşlık isteği yollamadık? ben yapmadım diyen beri gelsin. Bir de üstüne, kendi açtığımız hesaptaki kızı kıskanıp,  şizofrenik bir şekilde kızılca kıyamet koparmadık söyleyin a dostlar. Tabi ki aslında olayın özü şu, “bu adam, bu sahte hesabı kabul ediyorsa, demek ki bu şekilde gelen tüm tekliflere hazır.!” Tümden gelip tüme varmak hadisesi yani. Aslında biz kadınların olayı bu, yani haklıyız, bu erkekler böyle. Sen Victoria Secret mankeni de olsan,  kanatların da çıksa, adam o face de dudağını büzüp “bu akşamda böööle” yazan “Angel_84gamzee” adlı kızı eklicek net.

Neyse konuyu dağıtmayayım, cep telefonları hayatımıza gireli yaklaşık 20 sene oldu. İlk başlarda her durumda iletişim kurabilmenin yolu olduğu için aslında gerekliydi. Çok da iyi olmuştu ama akıllı telefonlar, son 10 senedir patlayan bu sosyal medya olayı, insana “yahu biz daha önce bu bilgisayarlarla ne yapıyorduk? Nasıl yaşıyorduk?” diye düşündürtüyor. Elimizden telefonlar düşmüyor, mazallah evde falan unutsak o gün bir uzvumuz eksik gibi geziyoruz. Aynı masada, aynı salonda oturup da sohbet edebildiğimiz anlar, beraber geçirdiğimiz zamanın %10’u bile değildir. Buna bende dahilim maalesef. Bazı zamanlar farkına varıp frenlemeye çalışsam da bir şekilde elimde telefon dalmış gitmiş olarak yakalıyorum kendimi.

Yani anlayacağınız çok şey etmemek lazım azizim. Görüştük, buluştuk, beraber zaman geçirdik zannediyoruz, beraber geçirdiğimiz zamanın %70’ini telefonlarımızı mıncıklayarak geçirmişiz, ne konuştuk, ne paylaştık o %30’luk dilimde hatırlamıyoruz bile.

Diyeceğim o ki, önceden, yuva yıkar, dostluk bozar vs. diyorduk sosyal medya için. Şimdi aştı, bizi hayattan izole ediyor. Siyasi görüşlerimiz uyuşmuyor, hayata bakış açımız denk düşmüyor, fikirlerimiz birbirini desteklemiyor, en yakınım dediğin insana bile kuruluyorsun. Halbuki yüzyüze gelip konuşunca, hak verdiğin yerler oluyor, hak vermesen bile, sevdiğin, değer verdiğin, arkadaşım dediğin insan sonuçta, gözüne baka baka konuşmak, anlaşamasan bile mimikleriyle, ses tonuyla vs. tanıdığın, özünü, içini bildiğin insan, illa aynı fikirde olmamıza gerek yok diyebiliyorsun, sosyal medyadan takip ederken öfkelendiğin gibi öfkelenmiyorsun, en azından ben öfkelenmiyorum yüzyüze konuşunca.  Ama işin içine bu hesaplar ve paylaşımlar girince, durup dururken, olayı yapanlar ve yaşayanlar gayet keyifli iken, biz milletin yanlışı yüzünden durup dururken kırılıyoruz. “sen nasıl desteklersin”, “vay efendim sen nasıl karşı durursun” buyrun cenaze namazına. “Fotoğraflarımı beğenmiyorsun, yorum yapmıyorsun, e ama onunkine yapmışsın, onunkini beğenmişsin.” Ya defol. Bi git. “2000 küsür takipçim var, hesabı boş bırakamam, her gün mutlaka bir fotoğraf paylaşmam lazımmm!” , “ya ben fenomenim kızııam!” Karşıdan bakınca nasıl da saçma sapan değil mi? Biz sosyal medya hesaplarımızı yönetirken, acaip ve inanılmaz bir şekilde artık onlar bizi yönetmeye başladı.Bilmiyorum nasıl önünü alırız, telefonu mu değiştirsek, şöyle şarjı 5 gün giden, 8.kattan düşse aşağı inip aldığında biraz çizilmiş ama hala aslanlar gibi çalışıyor olan, en babasında bi 8310 falan mı alsak? bi fikri olan varsa paylaşsın ya sevabına. Öptüm.

 

 

1 Yorum Var

Yorum Yaz