Hamilelik zor, riskli, endişeli, keyifli, heyecanlı, bir bir bir sürü yeni şeyler öğrendiğin enteresan bir süreç.

Ben baya sıkıntılı bir hamilelik dönemi geçirdim, öyle sağlıkla ilgili hastanelik bir problemim olmadı ama hamileliğin tüm semptomlarını en uçlarda yaşadığım bir hamilelik oldu. Öncelikle ilk 4,5 ay sabah gözümü açar açmaz başlayıp, gece uykuya dalana kadar süren mide bulantıları ve kusmalarla geçti, korkunç derece koku alıyordum, mutfakta buzdolabını açtıklarında yataktan fırlayıp balkona yada dayanamıyorsam tuvalete koşuyordum. Balkona çıktığımda bir gün nasıl bir köpek kokusu alıyorum, deliricem, etraftakilere soruyorum, burada yuvası olan köpek yok diyorlar, indim aşağı en sonunda, o köpeği bulucam! Meğerse evimizin biraz ilerisinde ki marketin arka tarafında köpek doğum yapmış, bildiğin aldığım kokuyu takip etmiştim o kadar keskin ve yoğundu. Evde buzdolabını atma noktasına gelmiştim, teknik servis çağırdık, dolabı boşalttık, defalarca sirkeli sularla sildik, kömür yerleştirdik içine, öyle demişti teknik servis elemanları, “abla herhangi bi koku yok dolapta ama illa var diyorsan bi poşetin içinde kömür yerleştir dolap raflarına, o kokuyu çeker temizler” demişti. Ne  dendiyse, ne okuduysam yaptım ama yok, doğum yapana kadar o çürük limon kokusu gitmedi burnumdan. O kokunun nereden geldiğini bir türlü bulamadım ama hamilelikte ki bu koku alma duyusunun normalin 4 katına çıkmasına K9 sendromu (köpek sendromu) deniyormuş, nasıl çare bulurum bu duruma diye araştırırken bir yerlerde rastlamıştım. Çaresini bulamadım o ayrı :).

İki lokma yesem, masayı silip süpürmüşüm gibi geri geliyordu. 4,5-5 ayı bu şekilde geçirdikten sonra bu sefer mide yanmalarım başladı, haftada 2 şişe gaviscon şurup bitiriyordum o da eh işte idare eder şekilde dayanıyordum, 7. aydan sonra doktorum minik bir hap verdi bana onunla daha iyi oldum diyebilirim. Sonra gebelik şekerim çıktı, tansiyon zaten oynak. Karnım büyümeye ve nefes almak zorlaşmaya başladı ilerleyen zamanlarda, kaburgalarıma ve göğüs kafesime dayanmış olduğu için koca pirincim, nefes almakta çok güçlük çekiyordum, böyle böyle bir de panik atak çıktımı ortaya. Bildiğin cenaze namazı. Kalabalık yerlere girememe, metrobüs, uçak, otobüs gibi taşıtlara binememeler başladı. Sırf ölücem korkusundan fethiye’ye arabayla 12 saatte gittik, her biri ayrı eziyet, uçakla gitsem deliricek gibi hissediyorum, e o kadar saat arabayla yolculuk yapınca zaten karnım burnumda, araba tutuyor, ayaklarım şişiyor, belim ağrıyor, iyice fenalaşıyorum.

Vücut ağırlaştıkça bir de tatlı mı tatlı bir siyatiğim oldu, yürümek, gezmek iyice işkence haline geldi. Siyatik, omurilik’te sinir sıkışması anlamına geliyor, hamileyken bel ve sırt ağrıma dayanamayıp masaja gitmiştim fakat bende masörlük eğitimi aldığım için, yapan kişinin gerçekten bu işi bilmediğini hissettiğimde masajı sonlandırdım, çünkü omuriliğimin üzerinden masaj yapıyordu. Büyük ihtimal de burada oldu, fazla ayakta kalıp hareket ettiğimde sanki bacağın çekiliyormuş hissi, denge kaybı ve kalçada başlayan çok rahatsız edici bir ağrı siyatik. Bu şekilde 38 haftayı tamamladım, en son doktorumla pazarlık yapıyoduk 37 olmaz mı, 1 hafta öne çekelim mi, valla dayanamıyorum artık, yatması, kalkması, yürümesi, nefes alması, uyuması işkence oldu diyerek. Ama tabii bir şekilde geldi geçti, herşeye de değerdi, hatta şimdi yeniden hamile kalmanın planlarını yapıyorum, herşeyi en baştan yeniden yaşarım inan, ne çok seviliyorlar!  Ama yine de gerçekten çok zor bir hamilelikti. Bu arada 2. çocukta böyle olmaz, vücut hamileliğe artık hazırlıklı daha rahat geçirirsin diyorlar. Cesaretlendim! 🙂

Zaten gebeliğim bu kadar zor ve sıkıntılı geçtiği için hiç öyle canımın çektiği gibi yemekler falan yiyip pek keyfini çıkartamadım, allahtan mert bana bu sağlıksız hissettiğim zamanları saymazsak harika bir hamilelik geçirtti, her gece belime sırtıma masajlar yaptı, karnıma yağlar, kremler sürdü, kızını sevdi, onunla konuştu, bir dediğimi iki etmedi, evin bütün işlerini üstlendi, her doktor randevusuna iş güç vs demeden benimle geldi. Tüm aile üyelerimizle beraber prenses gibi baktı bize. Ben sadece yatıp kalkıp kusuyor ve mide bulantımı alan tek şey olan çubuk kraker ile beslenip bir taraftan da nazlanıyordum eheheheh. Tüm hamileliğimi de bu yüzden 9 kg ile tamamladım. Bir tek buna seviniyorum çünkü zaten kilolu hamile kalmıştım. 🙂 Belki bu yaşadığım semptomların pek çoğunun kiloyla da alakası olabilir, hatta bence büyük ihtimal öyle. Bu arada bu belirtileri azaltıp biraz olsun rahatlamak için doktorumun önerdiği şekile dönmeye başladığımda ve gebelik şekerim dolayısıyla diyetisyenin verdiği diyete uymaya başladığımda ise son zamanlarımı biraz daha iyi geçirdim diyebilirim. Şimdi daha rahat ve keyifli bir hamilelik geçirmek için neler yapabilirsin onlardan bahsedicem biraz.

-Mide bulantılarına yapılacak pek birşey yok ama mide asidini alan ve rahatlatıcı olarak bana çubuk kraker gerçekten çok iyi gelmişti. Bol bol hava alıp yavaş ve sakin yürüyüşlerde yine çok iyi geliyor, bir de bol buzlu su oldukça rahatlatıyor.

-Bu dönemde ödem çok fazla oluyor, tuzu mümkün olduğu kadar hayatınızdan çıkarmakta fayda var. Hiç olmazsa kaya tuzu kullanmak bir nebze olsun işe yarıyor. Yine günlük 20 dakikalık yürüşler ve bol su ödem atmada birebir. Onun dışında, ayakları yüksekte tutarak dinlenmek ise kan akışını hızlandırdığı için baya işe yarıyor.

-Mide yanmaları için doktorum bana gaviscon şurup önermişti, talcid içeriğinde civa bulundurduğundan ve bu civa fetüse direkt geçtiğinden kesinlikle önerilmiyor. Tabii mutlaka doktorunuza danışmanızda fayda var. Gebelik kafanıza göre ilaç kullanamayacağınız tek ve en önemli dönem.

-Kafein içeren tüm içecekler, kola, çay, kahve gibi, hepsi vücutta ki demiri emerek, bebeğin beslenmesini ve demir ihtiyacını engelleyen maddeler. Demir takviyesi özellikle kansızlığı önlediği gibi bebeğin gelişiminde de büyük destek. Bunu doğal yollarla almakta tabii ki fayda var, özellikle yeşillikler, ıspanak, roka vs. gibi. Ama kafein vücutta ki demirin bebeğe ulaşmasını engelliyor, bu yüzden gebelikte kullanılmaması gereken maddelerin başında sigara ve alkolden sonra kafein geliyor. Ayrıca mide yanmasını arttırdığı için de kullanmamakta fayda var.

-Çiğ besinler, sakatat ürünler,hijyen ve sağlık açısından özellikle gebelik döneminde tehlikeli kabul ediliyor, çiğ ve market raflarında bekleyen salam, sucuk, sosis vs. tarzı sakatat ürünlerinin içerisinde bulunan bakteriler, normal zaman da sen tüketirken herhangi bir sorun oluşturmazken, fetüs’e kolaylıkla geçebiliyor ve bu da çeşitli zehirlenmeler ve komplikasyonlara yol açabiliyor, kafein için aynı şeyi diyemicem ama hamileyken hiç sakatat ürünü tüketmedim korkumdan. Çünkü et’in içinde, hele ki çiğ etin içinde üreyen bakterilerden gerçekten korkuyorum. Zamanında 1 ay baygın halde yatıp, her gün serum yememe sebep olacak kadar kötü zehirlenmişliğim var. Uzak durun derim.

-Özellikle protein ve kalsiyum ağırlıklı, düzenli beslenmek, hem bebeğin için çok sağlıklı hemde seni daha zinde ve iyi hissettirecek, aynı zaman da sürekli yeme istediğini keseceği için fazla fazla kilo almamana sebep olacaktır. “Hamilelik dönemi maksimum 12 kg alınması normaldir”

-Dişler çok önemli, hamilelik dönemimde düzenli ve sağlıklı beslenmeye önem vermediğim için muhtemelen, doğumdan sonra hala, 1,5 senedir, ne yesem içsem dişlerim sızlıyor, damaklarım zonkluyor, gebelikte gürleşen ve parlayan saçlarım doğumdan sonra avuç avuç dökülüyor. Her gün mutlaka 1 avuç ceviz, 1 kase yoğurt, 1 bardak süt ile yapılan kalsiyum desteğinin bunu engellediğini gördüm, yeni yeni düzeliyoruz. Kalsiyumunuzu eksik etmeyiniz kardeş, sonrası baya sıkıntı imiş.

-D vitamini hem bebek hemde anne için bildiğin nimet, artık havalarda güzelleşiyor, günde en az yarım saat güneşin altında vakit geçirmek şart, güneşin camdan girse bile kıymetli olduğunu okumuştum, dışarı çıkasınız gelmiyorsa camdan alın ama alın 🙂

-Gebelerin sıcak banyo, sauna gibi ortamlara girmemesi, röntgen merkezleri ve manyetik alanlardan uzak kalması gerekir. Bunlar bebeğinize zarar verecek, gebeliğinizi riske sokacaktır.

-Koku problemiyle ilgili birşey yazamıyorum, malum buna yapılacak birşey yok 🙂

-Yiyecekler iyi yıkanmalı, süt ve süt ürünleri pastörize olmalıdır. Yemeklerinizi az ve sık yemeli. Aç kalmamalısınız.

-Üçüncü aydan itibaren kilo artışı olacak, karın büyümeye başlayacak, ayaklarda, bacaklarda ve kollarda şişmeler görülecek. Bu nedenle vücunuzu sıkmayacak şekilde, rahat, geniş, terletmeyen pamuklu veya penye giysiler tercih edilmeli. Dar, sentetik çamaşırlar, mantar enfeksiyonu riskini artırdığı ve dolaşımı zorlaştırdığı için giyilmemeli. Yüksek topuklu ayakkabılar yerine ortopedik tabanlı ayakkabılar kullanılmalı.

-Gebeliğin ilerleyen aylarında akciğer, soluk alma sırasında rahat genişleyemez ve nefes alma zorlaşır. Bu yüzden gebeler, kalabalık, havasız ve sigara içilen ortamlardan uzak durmalı. Yorucu hareketlerden kaçınmalı ve günlük işleri dinlenerek yapmalı.

-Anne adayları günlük ev işlerini yaparken, toz alırken ve yerleri silerken -ki tavsiyem aslında pek yapılmaması ama yapanlar dizlerinin üzerinde durmaya özen göstermeli. Sırt üstü yatarken, kalkıp oturmak için önce yan dönüp sonra kollardan destek alarak kalkmalı. Sandalyeden de ağırlığını bacaklarına verip kalkmalı. Ani hareketlerden ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmalı.

-Gebelikte gelişen kabızlık ve hemoroide karşı bol çiğ sebze, meyve yenmeli. Gerektiğinde bekleme-den tuvalete gidilmeli. Sabahları aç karnına bir  bardak ılık, şekerli su içilmeli. Kuru kayısı, erik ve incir kompostolarının içilmesi sorunu önleyebilir. Haftada üç gün yirmi dakikalık yürüyüşler yeterlidir.

Şimdilik bu kadar, dilerim çok keyifli bir hamilelik geçirir ve en özel, en güzel bu dönemin hakkını verebilirsiniz. Darısı ikinci de benim başıma. Yine de zor da geçiriyorsan, inan herşeye değecek, o ılık nefesi, mini minnacık dudakları göğsüne vurduğu an hepsine, her anına bir bir değecek. Öperim.

 

 

 

Yorum Yaz