Yazar

prospektusmom

Browsing

 

Köreliyoruz, gittikçe daha çok köreliyoruz.

Elimizde telefonlar, tabletler, önümüzde bilgisayarlar, karşımızda tv, ps..vs…vs.

Birinden diğerine, diğerinden öbürüne geçip duruyoruz.

Sıkılıyorum.

Bu teknoloji denen “nimet!”, bizi daha da ileri götüreceğine, esiri olmuş şekilde, bit tık değil, birkaç tık geriye gidiyoruz. O elimizdeyken düşünmüyoruz, üretmiyoruz, hareket hatta sohbet bile etmiyoruz. Varsa yoksa başkalarının hayatları, başkalarının yaptıkları, ne paylaşmış, kahve mi içmiş bugün çay mı?

Bende dahilim bu yazdıklarıma. Son zamanlarda da en çok bunu düşünüyorum. İnciyi yatırdığımda, boşluk alanlar bulduğumda, bi kahve yapıp elime telefon alıp bi kenara geçip, saatlerce onunla oyalandığımı farkettim. İnci uyandığında, daha yeni yattı ne çabuk uyandı diye düşünüyorum, saate bi bakıyorum çocuk bildiğin 2,5 saat uyumuş. Peki ben ne yaptım o 2,5 saatte? Hiç. Belki bi etrafı derleyip toplamış bi toz almışımdır, maksimum 40 dk. Kalan 2 saat peki? Elimde telefon, instagram, facebook, twitter, pinterest, tumblr gezinmişim… Halbuki hep şikayet ettiğim gibi, düşünecek, yoluna konulacak, planlanıp programlanacak o kadar çok şeyim var ki. Kitap okusam bile kar fakat kitabı geceleri uyumadan önce okunacak bir şey haline getirdim son zamanlar da, aslında benim için gündüz fırsat bulduğum zamanlarda güzelce uzanıp, uyumak için değil, aksine uyanmak içindi kitap. Bildiğin beynimi kapatmak, düşünmemek, olanı biteni, olmayanı, canımı sıkanı, kendimi dinlememek için kaçtığım bir yol olmuş bu elimizde ki aletler.

Merak etmiyorum başkalarının hayatlarını, sıkılıyorum, bakacak bir şey bulamıyorum, bir süre sonra telefon elimde, bir uygulamadan diğerine zıp zıp zıplayıp öff pöff derken kendime geliyorum. Teknolojiyi verimli kullanmayı bilmek böyle bir şey sanırım, yoksa seni esir ediyor. Düşünmeni, üretmeni, kendini dinlemeni, bir şeyleri düzeltmek için adımlar atmanı bile engelliyor. Geçenler de ekşi sözlükte “hushhush” adlı kullanıcının, biz 80’lerin ortalarından giren nesil için yazdığı yazıyı okudum, öyle doğru ki;

Bizim yaş grubumuz, bir geçiş jenerasyonuydu. Klasik, gelenekselci çocuk yetiştirme tarzına sahip ailelerde büyüyen son nesildi belki de. Teknolojinin sega’larla ve 3 disketlik oyunlarla tadına bakmış, ama mahallede, sokakta top oynamaktan, bisiklet sürmekten, yakar top, saklambaç, elim sende oynamaktan geri kalmamış bir nesildi. Yokluk çekmemiş ama yine de yurtdışından getirilen her şeyin hala kıymetli olduğu nesildi. Öğretmenlerin muzırluklarımıza, ufak tefek şakalarımıza maruz kaldığı ama henüz öğrencileri tarafından bıçaklanmadığı, saygı gördüğü bir nesildi. O karışık kahverengi desenli halının pek çok evde aynı olduğu nesildi.

Şimdilerde 30’larına yaklaşmış, belirli bir kariyere sahip, hayatın zorluklarıyla ucundan köşesinden karşılaşmaya başlamış, kimi aile kurmuş, çocuk sahibi olmuş, kimi aile kurmanın, çoluk çocuk sahibi olmanın hayalinde . Herşeyin kolay göründüğü ve belki nispeten daha da kolay olduğu çocukluk günlerine sahip bir nesildik biz.

Tam bir ara nesil. Sokakta oynamalara, okuldan gelip çantayı atıp önlükleri çıkardığımız gibi dışarı koşarken, 2000’li yıllarda internetin yavaş yavaş evlerimize girmesiyle, başka bir dünyaya adım atmış, o modemin bağlanma sesini hayretle dinlemiştik. Ne sokakta oynamalarımızdan, ne dostluklarımızdan taviz verdik, ne de teknolojiden geri kaldık.

Fakat şimdi gelen jenerasyon, 1994 ve sonrası, bu saçma sapan, küçücük kızların kadın gibi davrandığı, normal “insan” maiyetinde bir kadın gibi de değil, bildiğin kötülük yapmak üzerine kurgulanan hikayeler ve karakterlerle yaratılan modelleri görerek, şehrin orta yerinde, canını sıkana, sözünü dinlemeyene, büyük küçük demeden kafasını bozan bir laf söyleyene pata pata silahların patladığı sahneleri izleyerek. Bunu yapanların cezalarını bulmadığı hatta o gün birini kafasından vurduktan sonra akşamına fasıllı yemeklerde rakı kadehleri kaldıran insanların yaratıldığı dizilerle, filmlerle büyüyen bir nesil var tam önümüzde…

Bir insanı öldürmenin “her ne olursa olsun!” insan öldürmenin! Bahanesi olamayacağını, doğru olmadığını, bunun hukuki bir cezası olacağını, hukuki yönünü de geçtim, bir insanın bir canlıyı öldürdükten 2 saat sonra yemeklere çıkamayacağını, vicdan azabı, acı, üzüntü, pişmanlık duyması gerektiğini, doğal olanın bu olduğunu vs.

Bunları bu çocuklara nasıl öğretirsiniz?

Bir şekilde, ne kadar engel olmaya çalışırsan çalış, izlediği şeyler de, vicdan, merhamet, sevgi, empati, doğru’yu yanlışı ayırma yoksa –ki her çocuk izlediği karakterlerle kendini bağdaştırır, rol model alır, kendine en yakın bulduğu karakteri taklit etme eğiliminde olur, özellikle 8-16 yaş aralığında. Biz çocuklarımızı nasıl koruyacağız?

Tablet verme, telefon verme, tv seyrettirme? Eee… tamam yapmayalım, bu sefer de yaşadığı çağdan geri kalmayacak mı? Mümkün mü bunu engellemek? Her tarafımızı teknoloji kaplamışken, biz bile telefonumuzu bi günlük evde unuttuğumuz zaman bir uzvumuz eksik gibi dolanıyorsak. Yatağa yattığımızda son, sabah kalktığımız daha gözümüzü yarım açmışken ilk baktığımız telefonumuzda ki bildirimler, haberler oluyorsa. Artık ütüden internete girecek hale gelmişken, bunu korumanın yolu nedir?

Ben gerçekten televizyonu her açtığımda bunu düşünüyorum, biz bir önceki nesil, barış manço’nun “adam olacak çocuk” programıyla büyümüş, susam sokağı ile yetişmiş, hababam sınıfı, neşeli günler, çöpçüler kralı gibi “insan” olmanın “iyi insan” olmanın her zaman kazandığını, “kötülerin” ise mutlaka cezalarını bulduğu o filmleri bir şekilde ucundan köşesinden yakalamış son şanslı nesiliz! Şimdi ki filmler ve diziler de ise “kötüler” hep kral ben bu kafayı çözemiyorum.

Hatta geçen hafta, isim de vericem, poyraz karayel’e denk geldim, izleyenler bilir, bahri baba var dizi de, dizinin en saygı duyulan, dinlenen, mafya babası, bir düşmanının evine gitti, adam da kapıda onu içeri almak istemedi, pat! Sıktı kafasına daldı eve falan filan, birkaç saat sonra akşamına çocuklarıyla beraber sofrada güle oynaya, sohbet ede ede yemeklerini yediler, yattı bi güzel uyudu, ertesi gün, hatta ertesi gün bile değil 1 saat sonra normal hayatına dönmüş, ortalarda mis gibi dolanıyordu…

E ama bu diziyi, orada oynayan Ataberk Mutlu adında ki dünya tatlısını seven pek çok çocuk da izliyor, ve onlar bunu gördü, birinin kafasına sıktın, evine girdin, akşamına mis gibi yemeğini yedin, ceza yok, polis yok, vicdan yapmak, birini öldürdüğün için rahatsızlık duymak, bunun kötü bir davranış olduğunu göstermek yok… Yok…

Korkuyorum arkadaşlar.

Bu ülkenin insanlarına aşıladıklarından, öğretilerinden, aile de öğretilenlerin yetmemesinden, çok korkuyorum…

Çocuklarınızı dışarda değil, asıl evin içinde koruyun diyerek gidiyorum. İçim şişti yine.

Hugo izleyen, taso biriktiren, minik kapalı poşetler içinde kolonya nedir bilen, yere düşen arkadaşının dizini üfleyen, hırsız-polis oynamaktan eve giremeyen nesle selam olsun.

Yaşadıkça hep umut var diyelim. Öptüm.

Tam tamınaa 400 günlük bir anneyim artık!

Hayatımın şu 400 günden öncesi nasıldı hatırlamıyorum gibi enteresanlıklar yapmıcam tabii ki hatırlıyorum, ne biçim güzeldi, şimdi de bir başka güzel ama hani o sorumluluk hissi olmadan, hiç birşeyden korkmadan, sonunu düşünmeden dümdüz gidişlerim, ne yaparsam kendime yaparım, etrafımdakiler en fazla 2-5 gün üzülür kafası, dilediğim gibi ne zaman eserse alıp montumu çıkışlarım, o sonsuz özgürlük hissi de çok güzeldi be! Ve gerçekten doya doya yaşamışım. Bunu hissedebilmek bile insanın içini ferahlatıyor. İyi ki yaşamışsın guguk. Her ne yaptıysan 17 ile 25 arası, iyi ki öyle olmuş, ne güzel olmuş. Şimdi hiç keşke’m yok. Güzel günlerdi…

                                                                                     12625604_10153816502927822_1879717619_n

Artık iyice sohbet, muhabbet oyun halindeyiz inci hanımla, uyku düzeni konusunda inci 3 aylık olduğunda çok kararsız kalmıştım, ayırmalımıyım, içime sinecek mi?, rahat edebilecek miyiz?, herhangi bir problem olur mu? diye ama sonunda bi cesaret 3 ay 1 haftalıkken inci’yi kendi odasına geçirdim, ilk 2 hafta bildiğin, yarım saatte bir odasındaydım, bir asayiş berkemal kontrol, problem yok. Uyurken bile 40 dk’da bir kalkıp bakıyordum, ağladığı zaman, emzirme saati geldiği zaman derken, yanımda yatarken o kadar uykusuz kalmamıştım ama kararım kesin olduğu için yeniden alıp yanıma getirmedim. Neyse ki o da hemen alıştı, odaları ayırmakta hiç bir problem yaşamadık desem yeri. Bir tek mert biraz, “ya çok küçük değil mi? alalım yanımıza ayrı yatmasın, daha çok ufak” diyerek bana vicdan yaptırdı ama ben onun odasını, yatağını benimsemesini, sevmesini, korkmamasını istediğim için yine de bir miktar inat ettim.

                                                                                      12620855_10153816502082822_1689499964_o

4. aydan itibaren sütüm kesilmeye başladı, belki sıkıntılı bir dönemin içindeydik, ona bağlıyorum artık, sütüm kesilmeye başlayınca bir süre göğüs pompaları, lactamiller, süt arttırıcı besinler vs direndim ama olmadı maalesef. Sütüm 4.ayın ortalarına doğru tamamen gittiğinde, bu sefer uyku eğitimine geçtik, inci ilk doğduğunda bir kitap almıştım,

“Tracy Hogg – Yeni Annelere Mucize Çözümler” adlı, orada yazan “yatır-kaldır” yöntemi dedikleri bir uyku eğitimi vardı. Yine bir süre cesaret edemedim, defalarca okudum, kafamda kurdum, planladım ama 2-3 hafta bildiğin bin bir türlü bahaneyle erteledim, fakat inci gittikçe ağırlaşıyor, ayakta sallanmıyor, ordan oraya dönüp kendini atıyor ve onu uyutmaya çalışmak gerçekten saatler alıyordu.

En sonunda bir akşam saat 20.00’de son mamasını verdim, duşa soktum, masaj, giydirme, biraz loş ışıkta kucakta gezinme derken yatağına koydum, ışığı ve kapıyı kapatarak yatağının başına oturdum, elini tutup fısıltıdan hallice bir konuşmayla, “ben burdayım annecim, hadi uyu…”, “pışş pışş” diye kaç defa tekrarladım bilmiyorum ama o her ağlamaya başladığında kucağıma aldım, sakinleştirdim, fakat sakinleştirdim derken hiç konuşmadan, sadece sırtını sıvazlayıp pışşş pışş diyerek, ışığı açmak, evin içinde dolaştırmak, odadan çıkmak asla yok, sakinleştiği ve ağlaması kesildiği an da tekrar yatırdım, bu böyle bi 40-45 defa tekrarlanmıştır, ağlıyor kaldır sakinleştir, yatır, elini tut, pış pış’la, yumuşacık konuş vs…

İlk gece baya zordu, ışıkları ve kapıyı kapatıp beşiğin başına oturduğumda saat 21.00 iken, odadan çıktığımda 01.40 gibiydi saat ama inci sallanmadan, herhangi bir uyaran olmadan, belki yatır-kaldır olayından yorularak da olsa, bir şekilde kendi kendine uykuya dalmıştı.

İkinci gece yine aynı ritüeli yaptım, duş, masaj, giydir, ışığı önce loş hale getirip oda da ufak ufak dolaş, yatağına koy ve yanına otur, ikinci gece 21.00 de tüm ışıkları ve kapıyı kapatıp tekrar yanına oturdum, bu arada yanımda veya elimde telefon vs beni oyalayacak birşey yok, çünkü benim ilgileneceğim herşey onun uykusunun açılmasına, dikkatini çekmesine sebep! ve bu sefer inci hanım 21.00’de yattığı yataktan, belki 4 yada 5 kez “yatır-kaldır” yapılarak, 22.15 gibi kendiliğinden uyumuştu ve ben sadece elini tutmuş, hiç konuşmamıştım.

Üçüncü gece yine aynı ritüel, bu sefer ışıkları ve kapıyı kapatıp beşiğinin yanında ki koltuğa oturdum, bir kez ağladı, kaldırıp sakinleştirdim, tekrar yatırdım, 21.00’de başlayan seans, 21.20’de bitti. Ne elini tuttum, ne konuştum, artık kendi kendine uyuyabilmeyi öğrendiği için ihtiyacı kalmamıştı.

                                                                                  12620612_10153816502412822_565568196_o

Dördüncü gece ise yine aynı ritüeli uygulayıp, yatağına yatırıp, kameranın açısını onu yakından görebileceğim şekilde ayarlayıp, ışıkları ve kapısını kapatıp odadan çıktım. Belki bir 15 dakika, döndü yatağın içinde, bir kaç dakika ağladı ama kendi kendine uyumasına izin vermem gerektiği yazdığı için, ağlamasını duyduğumda dayanamıcam diye, kameranın sesini kıstım, muftağa girip suyu açtım 🙂 ve sadece izledim. O gece 21.00’de yatıp, 21.20’de tamamen uykuya dalmıştı.

Gece uyku arası beslenmelerinde ise, mamasını verip, altını değiştirip, gazını çıkartıp direk yatağına yatırıyordum, hiç bir şekilde uykusunun açılmasına müsade edicek bir konuşma, sevme, oynama gibi aksiyonlara girişmiyordum.

O günden sonra ise ne kadar rahat ettiğimi anlatamam, çünkü anneler için uyumayan, uyutulmaya çalışılan ve saatler harcanan bebek gerçekten çok zor, zaten sabah 07.00’den itibaren ayaktasın, belki o uyuduğu sıralar sende az biraz dinlenmeye çalışıyorsun ama insan aptal gibi oluyor. En azından akşamları, 20.00-21.00’dan sonra bir miktar zaman kalsa kendine ayırabileceğin, muhtemelen şu tatili, dinlenmesi olmayan annelik daha keyifli hale gelecektir.

Artık sürekli aynı ritüeli uygulamamız gerekmiyor, inci kendi yatağında, kendi kendine uykuya dalmayı, ara sıra uyandığında bir iki mızıldanıp tekrar uykuya geçiş yapabilmeyi öğrendi. Akşamları, 20.30 gibi sadece altını değiştirip yatağına bırakıp, ışığı ve kapıyı kapatıp odadan çıkıyorum. 1 yaşına geldiği için gece beslenmelerini kestik, öyle yavaş yavaş, ufak ufak olmuyor maalesef, uyku ve gece beslenmesi işi, bir gece de karar verip, kesin bi şekilde, kimseye kulak asmadan kararlı olarak devam etmek gerekiyor. Gece beslenmesini de bir gece de kestim, ilk gece 05.00’de acıkarak uyandı, 1 saat kadar oyalanıp oynadıktan sonra 06.00’da kahvaltı ettirdim ama 08.30-09.00 gibi tekrar uykusu gelince yattık, 13.00 gibi tekrar uyandı. Sonra ki gün 08.00’de kalktı ve normal düzenimize dönmüş olduk.

Uyku mevzusunda babalar annelerden daha yufka yürekli, bizim evde babam ve mert, ilk uyku eğitimini vermeye başladığımda, uyumaya çalışırken ağladığı o 5-10 dakika da sürekli, “ağlıyor ama olmaz böyle”, “hadi alalım ya sallarsın uyur” vs. şeklinde pek çok kez yapmaya çalıştığım şeyi, inciye kıyamadıklarından bozmaya çalıştılar, bende kıyamıyordum fakat bir kez bu kararlılığım bozulursa bir daha çok zor olacağını da bildiğimden, çok kesin bi dille hem uyardım, hem de “o yataktan alındığı takdirde uyutması, ilgilenmesi herşeyi size aittir elimi bile sürmem, uğraşamayacak olan almasın” diye tehditler savurduğumdan, cesaret edemediler  🙂 neyse ki geçti, bu düzen 8,5 aydır bu şekilde devam ediyor.

Şimdi ise, bildiğin çocuk yerde oynuyor, yemeğini yemiş, hareketini bol bol etmiş, saat olmuş 20:30, kucağıma alıyorum, altını üstünü değiştiriyorum, biraz su içirip, emziğini verip yatağına koyuyorum ve ışığı kapayıp odadan çıkıyorum. Hop 15 dakika sonra uyumuş olduğunda, “ben böyle çocuk görmedim, inanılmaz ” diyip duruyorlar.  Uyku eğitimi, hem bebeğin gelişimi, ruhsal ve fiziksel olarak çok kıymetli, hem de annenin dinlenmesi, kendine vakit ayırması ve rahat bir nefes alıp, daha mutlu, daha iyi hissetmesi için çok önemli.

12546059_10153816502242822_383506782_o

Tracy Hogg’un “yatır-kaldır” sistemini deneyin derim, çocuğu saatlerce ağlatarak, işkence ederek değil, aksine hem çocukla anne arasında ki güven bağını güçlendiren, hem de çocuğu biraz daha bağımsızlaştırarak kendine güvenmesini sağlayan bir yöntem. Çünkü bebekler için, kendi odasında, kendi kendine uyuma becerisi kazanmak level atlamak gibi olay.

Herkese kolay gelee… Görüşürüz. Öptüm…

Yaşamın, mucizenin yaşandığı anlarda ki hisleri tarif etmek çok kolay değil… Nasıl anlatsam, sevincim de bile gözyaşı var… Böyle enteresan ama bir yerden başlamam lazım değil mi? Başlayalım bakalım… “Bir çocuk doğduğunda, bir anne doğarmış.” diye bir yazı okumuştum, ne kadar doğru. İncim, iyi ki doğmuşuz yüreğimin bamteli!

                                                                             DLN_1223

Annelik, ultrasonda gördüğün bir küçük noktaya, bütün vücudunun zangır zangır titremesiyle başlıyormuş aslında. Sonra çok hızlı bir gümbürtü “küt küt küt” algılamak için geçmesi gereken birkaç dakika ve “inanamıyorum kalp atışı bu!” diyerek ağlamaya başladığın anda da şahlanıveriyormuş. O andan sonrası hep o…

Bir kapı oluyormuşsun sen, vücudunda büyütüyor, zamanı geldiğinde o, o kapıdan geçiyor ve dünyaya geliyormuş. Sen ise ona gideceği yere kadar eşlik etmekle yükümlüsün, geceleri uyumuyor, gündüzleri fırsat bulabildiğin zamanlarda yiyip içebiliyor, dışarı çıkmayı, kendine vakit ayırmayı vicdan azabı görüyor, her şeyi ve her zamanı ona göre yaşamaya alışıyor ve bundan hiç yüksünmüyormuşsun. Yeni bir sen tanıyor, kendine şaşırıyor, yepyeni bir insan büyütüyor ve tarifsiz, anlatılamayacak hatta diğer bir tabirle hastalıklı bir şekilde , sınırsız ve karşılıksız seviyormuşsun. Ve gerçekten başına gelmeden anlamıyormuşsun.! Anne seni çok seviyorum… Emin ol eskisinden daha çok!

Takvim şimdi 17 Aralık’a döndü. Sevgili dünya, geçen sene bugün saat 15.15, senin için olağan, bizim için altı, üstü, her tarafı fosforlu kalemle çizilesi bir öğleden sonra…

Ne gündü ama… Doğum öncesi o gergin bekleyiş, ağlamalı, acıklı 🙂 bir vedalaşma ve sonra bir anda, kucağıma geldiği an gezime dolan o koku, of o ilk koku! Sonra o görüntü,ufacık, pembe, koca yanaklı, yumuşacık… Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi, o şahane görüntü. Bir insanın hayatı 1 dakika içinde baştan sonra değişebilir mi?

28 yıldır bir türlü dolduramadığım o boşluk… Kavuştuk…

                                                                            12395329_10153734429882822_1418988868_n

Neler yazılır, neler söylenir değil mi? Kalbe sığmaz, buraya döksen az gelir. 1 sene benim için uzun bir zamandı önceden ama son bir senedir hiç değil. Gerçekten her anın tadını çıkarttım, yaka iğnem olmanın, yapışık ikiz gibi yaşamanın, koala uyumalarının, emzirirken göğsüme vuran nefesinin, doya doya öpmek için delirirken, kıyamadığımdan kokunu defalarca defalarca içime çekmenin, insan sevmeye bile kıyamaz mı? Ben böyle bir his bilmedim… ve incitmeden severken, birinin kokusunun tadını almayı öğrendim. Öğreniliyormuş… Her anın keyfini çıkarta çıkarta yaşadım şu 1 seneyi. Kusursuz olsun istemedim, yanlış veya doğru, benim için “iyi” olmaktı önemli olan. “Kusursuz Anne” den çok “İyi” bir anne olmak istedim ben. Ve seninle çok iyiyim şimdi.

O mutluluklar mutluluk değilmiş mesela, sevmeler sevmek…. Neydi bunlar? Yani eğer gerçek, saf, sınırsız ve karşılıksız olan sevgi buysa diğerleri neydi? Mutluluk, sabahları odana geldiğimde gülücüklerle, tepine tepine karşılaştığım o muhteşem bir çift göze bakmaksa eğer, diğerleri neydi?

Sevmek doğabiliyormuş bir insanın vücudundan, ne biçim bir mucize. Doğruları yanlışa, yanlışları doğruya çeviren, en inançsız insanı bile inandıracak güçte bir mucize! Ve o zaman nasıl da çabuk geçiyormuş… Minik ellerini, kadife yumuşaklığında ki tenini, boğazıma mutluluktan koca bir yumru oturtan gülüşünü, bizi gördüğün anda ki sevincini, bugünleri unutmaktan çok korkuyorum incik! Hep bir yetmedi, yetişemicem, bugün de çabuk bitti, yeterince ilgilenemedim mi acaba, yetemiyorum… yetemiyorum… yetemiyorum hissi.

Bir bebek bu kadar hızlı büyüyorsa, bu anne de tarihe sık sık not düşmeli değil mi?

Nasıl bir şey biliyor musun sana hissettiğim, bir çift el, muhteşem bir koku, bir ses… İnsanı daha da insan yapan, her yavruya, her canlıya başka gözle baktıran, yüreğini merhametle, şefkatle dolduran ama en ufacık bir tehdit algıladığında ise kendinden korkutacak kadar canavarlaştıran, bütün dünyayı elinin tersiyle sallayabilecek güçte hissetmene sebep olan birşeymiş…

Şimdi seninle göz göze geliyoruz ara sıra, herhangi bir yerde, etraf kalabalık, sen yerde emekliyor, oynuyorsun, benim bir gözüm sende, etrafımdakilerle sohbet etmeye çalışıyorum. Sonra sen bir an bana dönüyorsun ve göz göze geliyoruz, gülümsüyorsun, ben bir anda o kalabalığın için sıyrılıveriyorum, sesler kesiliyor, insanlar yok oluyor, ben o gülüşü bir daha görebilmek için enteresan enteresan şekillere giriyorum, yeter ki aslında ilgimin sende olduğunu bil ve yeter ki bir daha öyle gül, sonra bi ses geliyor etraftan “bu annen bizi bile güldürdü inci, ne komik anne değil mi kızım?” hop aydınlanıveriyor etraf, halbuki göz göze geldiğimiz o andan sonra bi an baş başa kalmıştık biz orada. İşte böyle, sen bana gözlerini çevirdiğin andan itibaren, hiç bir şey görüp duyamıyorum ben.

Seninle uyumak, sana uyanmak, seninle kafa sesiyle konuşmak, neyi istediğini ya da neyi istemediğini, sıkıntının ne olduğunu, bakışlarından, çıkardığın ağlama sesinde ki tonlamadan anlamak, senin de bizi görmek için her sabah heyecanla beklediğini farketmek, yeryüzünde ki en keyifli zamanları yaşattı bize.

Benim dışı küçücük, içi kocaman dünyam… Sevgimizi ne kadar çok gösterebildik bilmiyorum ama yere göğe sığdıramadık bil, bir karış boyuna saygı duyup özgürlüğü sunduk, sağlığından ve güvenliğinden taviz vermeyecek şekilde bir alan yaratmaya çalıştık. Aldın bunu görüyorum, hissediyorum. Daha da özgür olman için buradayız, korkmadan büyü kızım. İyi ki bize doğdun! Bir sürü yüz bin milyon baloncuk iyi ki! Binlerce kez şükürler olsun… Özgürlük, aşk ve sağlık bu dünyada ki en muhteşem, en kıymetli şeyler. Aşk’la, sevgiyle özgürleşebildiğin bir dünyan olsun güzel bakışlım, pırıl pırılım… Seni bu dünyada ki herşeyden, herkesten çok, çoktan da çok seviyoruz! İyi ki iyi ki iyi ki doğdun yüreğimin bam teli!

                                                IMG_8213IMG_8597

1 Yaş Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Elinden tutulunca yürür. Bebeklerin bir kısmı bu ayda tek başlarına yürümeyi başarabilir. Fakat bu tür dönüm noktaları bebekten bebeğe değişim gösterebilir. Bebeğinizin gelişim hızını diğer bebeklerle kıyaslamayın, endişelendiğiniz herhangi bir konuyu doktorunuza danışın.

Görüşü yetişkinlerle eşit düzeydedir. Bir nesnenin adı söylendiğinde onun ne olduğunu anlar. Eşyaların ismini öğrenmeye çalışır. Kitaplardaki resimlere ilgi gösterir.

Giydirilirken size yardım eder. Sizin yaptığınız ev işlerini taklit eder. Taklit yoluyla göz kırpmak gibi yeni davranışları öğrenir.

Baş parmağı ve işaret parmeğını kullanarak küçük eşyaları tutabilir. Ayakta iken yerdeki bir oyuncağı eğilerek alabilir, top ile oynar. Elinde iki küp varken, bir üçüncüsünü alabilir.

Uykuya, yemeğe itiraz edebilir. İnatçı davranışları başlar. Hatalı davrandığında üzülür. Beğenilen hareketi yineler.

“Anne“, “baba“ nın anlamını bilir. Aileden insanlara bağlılık gösterebilir. Güvendiği kişilere güler ve kucaklar. İnsanlarla oynamayı, oyuncaklarla oynamaya tercih eder.

Karşılıklı oturduğunuzda sizinle top oyunu oynar. Fincana kaşıkla vurma hareketlerini yineler.

1 Yaş Doğumgünü

Tebrikler! Artık bebeğiniz 1 yaşında, bu ay bebeğinizin ilk doğum gününü kutluyorsunuz. Bebeğiniz ve sizin için mümkün olduğunca sorunsuz ve güzel bir kutlama yapmak için öneriler:

  • Misafir sayısını arttırmamaya çalışın, bebeğiniz ses ve kalabalıktan rahatsız olabilir.
  • Hava uygunsa, partiyi dışarıda yapabilirsiniz. Bebekler açık havayı daha çok severler.
  • Palyaço getirmeyi düşünüyorsanız bazı bebeklerin palyaçolardan korktuğunu unutmayın, eğer bebeğiniz korkarsa onu palyaçodan uzak tutun.
  • Bebeğinizin uyku düzenine devam edin. Partinin saatlerini uyku saatine göre belirleyin.
  • Sizin de keyifle vakit geçirmeniz için kolay yapılabilecek ikramlar planlayın, yemek hazırlığı ve temizlikle bütün enerjinizi tüketmeyin. İmkanınız varsa hazır ikramlardan da satın alın.
  • Bu günü hatıra olarak saklamak için mutlaka fotoğraf çekin, videoya alın.

1 Yaş Konuşma Becerileri

İki – dört kelime söyler. Dikkat çekmek için konuşma ve ağlama dışında bazı sesleri kullanmaya başlar. Farklı konuşma seslerini taklit eder. Kısa emir cümlelerini anlar.

Bu dönemde, eşyaları göstererek, isimlerini söyleyin. Tekrar ettikçe daha iyi öğrenecektir. Yeni şeyler öğrendikçe, onu yüreklendirin. Ona gülün, “ Aferin “ deyin.

12 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Ona yürümesi ve keşfetmesi için alan yaratın. Bu alanda tehlikeli bir şey olmamasına özen gösterin. Evde ayakkabı giydirmeyin ve yürüteç kullanmaktan kaçının.

Yaptığı şeylere çok fazla “ hayır “ demeyin. “ Hayır “ dediğinizde durması gerektiğini bilmeli, bu yüzden gerçekten gerektiği zaman kullanın. Onun her şeyi anladığını düşünüp, yapmaması gereken şeyleri neden yapmayacağını anlatın. “Teşekkür ederim” ve “lütfen” gibi ifadeleri sıkça kullanın. Siz örnek aldığını unutmayın.

Çocuğunuz bir şeyler yapmayı öğrendikçe, onun ve sizin tavırlarınızda değişikliği fark edeceksiniz. Artık o sürekli kucakta durmak isteyen küçük bir bebek değil, hareket halinde ve sadece canı istediği zaman kucağa alınıp sevilmeyi tercih edebilir.

Kendi kendine birşeyler yapmaya çalışır ve siz onun yerine yaparsanız bundan rahatsız olabilir. Bebeğinizin sizin gözetiminizde kendi kendine bir şeyler yapmasına izin verin, kendine güvenmesi için bu çok önemli. Fakat yine de sizin yüzde yüz ilginize ihtiyacı olduğunu unutmayın. Her çağırdığında koşmayabilirsiniz. Doğal olarak sizin de işlerinizin olduğunu anlaması ve sabretmeyi öğrenmesi gerekir, yani artık isteklerini biraz erteleme konusunda ona destek olun.

Eşyalara Aşırı Bağımlılık

Bu sıralar çocuğunuzu çok sevdiği eşyalarından ayırmakta zorlanabilirsiniz. Çünkü bu ara ayrılığa ve yabancı yüzlere sıkça maruz kalmaktadır. Eğer beebğinizin battaniyesini ya da yastığını her zaman yanınızda bulundurmak istemiyorsanız, bu eşyasını sadece belirli zamanlarda kullanmasını isteyebilirsiniz. Diğer zamanlarda uzanarak alabileceği belli bir yerde battaniyeyi tutarak belki azaltmasını sağlayabilirtsiniz. Ya da battaniyenin küçük bir parçasını çocuğunuza vererek koca battaniyenin sürüklenmesini önleyebilirsiniz. Veya kayıtsız kalıp bebeğin battaniyeyi sürüklemesine ses çıkarmayabilirsiniz.

1 Yaş Oyunları

Onunla oyun oynayarak daha çok zaman geçirin. Hikayeler anlatın, şarkı söyleyin. Ona renkli çocuk kitapları okuyun. Diğer çocuklarla oynamasını sağlayın. Boya kalemleri alın, kalem tutmaya alıştırın. Renkli üçgen, kare, dikdörtgen şeklinde oyuncaklar alın. Yumuşak bir topla oyun oynayın.

“Ce-e,  bavvv” tarzı oyunlar oynayın. “Buraya gel” “Biraz daha ister misin?” gibi basit isteklerini tekrar ederek sizi anlamasını sağlayın.

Tek Uykuya Geçiş

  1. ay civarında ya da en geç birkaç ay sonra bebeğinizin gündüz uyku programını değiştirdiğini görebilirsiniz. Artık gündüz bir kez ama daha uzun uyumaya başlayabilir. Yapmadıysa da siz onu buna alıştırabilirsiniz.

Bazı bebekler günde tek uykuya bir günde alışırken, bazıları için ise bu aylar alabilir. Hatta öğleden sonra uzun bir uyku çekebilmesi için sabahları zor da olsa erken kaldırmanız gerekebilir.

1 Yaş Aşı Takvimi

KKK/Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak

KPA 13/Pnomökök Aşısı 4.doz

Suçiçeği

11 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Bebeğiniz bu ayda, sizinle top oynayabilir. Her yaptığınızı taklit eder ve artık günlük işler de bunun bir parçası olur. Oyuncaklarını rafına koyar ve toplamaya çalışır.

Kesin komutları algılar ve yapmaması gerekenleri anlar. Sevdiği oyuncağı elinden alındığında itiraz eder. Sizinle birlikte kitaba bakar, resimlere bakmaktan hoşlanır. Taklit yoluyla öğrenir. Televizyonun uzaktan kumandasını kullanarak açıyormuş gibi yapabilir.

Ters çevrilmiş bir kabın içindeki oyuncağı bulur. Sakla bul tarzı oyunlardan hoşlanır. İstediği bir şey işaret parmağıyla gösterebilir.

Yardım ettiğinizde bardaktan su içebilir. Resimli kitaplar ilgisini çeker.

Bebeğim Paylaşmıyor

Bebeğiniz yaşıtı bir bebekle oyun halindeyken elindeki oyuncağı arkadaşının istemesi durumunda kızabilir, bağırabilir, ağlayabilir ve vermemek için elinden geleni yapabilir. Siz ise arkadaşı ile oyuncaklarını sorunsuz bir şekilde paylaşmasını bekliyor olabilirsiniz.

Bebeğinize oyuncakları sırayla oynaması gerektiğini, diğer çocukların oynadığı oyuncağı ellerinden almaması gerektiğinianlatmalısınız. Çocuklar deneme-yanılma yöntemi ile ve diğerleri ile iletişime geçerek öğrenirler. Şimdi onların meraklarının peşinden koşma ve dış dünyayı keşfteme zamanlarıdır. Bu da oyun ile gerçekleştirilir.

Paralel Oyun Nedir

Çocuklar birbirleri ile oynamadıkları halde yan yana oturarak birbirlerinin oyuncaklarla ilişkisini inceler ve bunları kendi kendilerine kelimelere dökerek diğerinin düşüncelerinden öğrenirler. Aileler için ipucu, onların hassas oyunlarındaki dengeyi gözlerken bir oyuncağın kavgasız paylaşılmasını sağlamaktır.

Bunun bir yolu bir grup oyun arkadaşına ev sahipliği yaparken kamyon, top ve yap-boz gibi birden fazla oyuncağı onlara sunmaktır. Çocuklar yavaş yavaş paralel oyundan birlikte oynanan oyunlara geçerler ve paylaşma ve iletişim kavramlarını anlamaya başlayarak inatlaşmaktan vazgeçerler.

11 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Ona takıp çıkarabileceği oyuncaklar verin. Günlük hayattaki eşyalar ilgisini çeker. Şişeler, kırılmayacak kavanozlar ve kapaklarıyla oyun oynayabilirsiniz. Bu, becerisini geliştirirken, günlük hayatı öğrenmesine de yardım eder.

Büyük, resimli ve hareketli kitaplar alın. Resimler ilgisini çeker, ona “Kedi nerede? Evet, buradaymış. Peki ya top?” gibi sorular sorarak kitabı birlikte inceleyin. Gün içindeki aktivitelerinize kitap okumayı da ekleyin.

Çok hareketli çocuklar bile annenin veya babanın kucağında oturup kitap okunması için zaman ayırabilirler. Çoğu zaman onların kitap okuma yöntemi sayfaları çevirme, resimleri işaret etme, sayfa kenarlarını kıvırararak katlama, parmağını deliklere sokma ve hatta kitabı ısırma şeklinde olabilir. Siz sabırla okumaya devam edin. Onun ileride kitapları sevmesi için bu ilk adımlarınız çok değerlidir.

Kitaplara tüm ilgisinin sadece birkaç dakika sürmesi onun bu tecrübeden faydalanmadığını göstermez. Onun ilgisini yoğunlaştırma süresi şimdilik bu kadardır, zamanla daha sakin ve daha uzun süre dinleyecektir.

Büyük ihtimalle o ilgisini çeken bazı masallardan hoşlanacak ve sizin defalarca okumanızı isteyebilir. Bir kelimeyi işaret eder veya bir sayfada durursa kelimeleri yavaş yavaş söyleyin. Kitap okumakla hem dil yeteneğini ve kavrama kabiliyetini geliştirir hem de kitap sevgisi kazandırır.

Bebeklerde Dil Gelişimi

Kelimeleri de taklit eder. Bilinçli olarak kullandığı kelime sayısı artar. Kelimeleri söylemeye çalışır ve artık bilinçli kullanır. Beyni hızla gelişirken, konuşma becerisi de ilerler.

Konuşma ve dil becerisini geliştirmek için, onunla devamlı konuşun. Onun da cevap verdiğini farz ederek diyalogu sürdürürün. Ona sorular sorun ve söylemeye çalıştığı şeyi tercüme edin. “Su mu istersin süt mü?”, kendince bir yanıt verdiğinde; “Evet süt istiyorsun” diyerek açıklayın.

Ona çeşitli direktifler verin. Basit isteklerinizi gerçekleştirebilir. Odasından topu getirmesini ya da çoraplarını sepete atmasını isteyebilirsiniz. İstediğinizi yaptığında ona teşekkür edin. Teşekkür etmeyi ve “lütfen” demeyi bu şekilde öğrenir. Şu anda bu kelimeleri kullanamıyor olabilir, ama vakti geldiğinde kullanacağından emin olabilirsiniz.

Yürümeye Başlama

Bazı bebekler yürümeye onuncu ay gibi erken başlarkenbazıları neredeyse 16-18. aya kadar gecikebilir. Yaş ne olursa olsun, muhtemelen ayağa ayakkabı giydirmek dahil onların yürümesine nasıl yardımcı olunacağı konusunda birçok tavsiye duymuş olabilirsiniz.

Genel olarak uzmanların ortak görüşü bebeğe, onun ayağının kavrayan ve kaymayı önleyen esnek ayakkabılar almanız yönündedir. Mümkünse hava şartları ve ortam uygunsa bilekleri ve ayak kaslarını geliştirmek üzere evde yalın ayak olmasına da müsaade edebilirsiniz.

9 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Bebeğiniz bu ayda rahatça emekler ve tutunarak ayağa kalkar. Bazı bebekler hiç emeklemez, başını dik  tutma ve desteksiz oturma zamanında olmuşsa emeklemiyor diye endişelenmeyin.

Nesneleri kolaylıkla kavrar. Oyuncaklarının içinden oynamayı istediği bir taneyi seçip alabilir, birini bırakarak bir diğeriyle oynayabilir. Baş ve işaret parmağıyla küçük nesneleri alabilir. Bardağı tutarak su içmeye çalışır.

Heceleyerek konuşmaya çalışır. Çıkardığınız sesleri taklit eder. Aynı sesi defalarca çıkarır.

Tanımadığı insanlar gördüğünde ağlayabilir. Sevindiğinde ellerini çırpar. Annesinden ayrıldığında ağlar. Bu nedenle uzun süreler ayrı kalmak zorlaşabilir. Aynı şekilde bebeğinizle seyahat de önceki aylara kıyasla zorlaşır. Evine ve düzenine alışmıştır, farklı ortamlarda zorlanabilir. Seyahati tam olarak algılamaz ama ortamı yadırgar. Alışık olmadığı bir şey yaşadığında annesine bakarak ne yapması gerektiğini öğrenir.

Herhangi bir amaca ulaşmak için, daha önce öğrendiği çeşitli yolları dener. Ulaşamadığı bir oyuncak için önündeki engeli çekmek, kenarından dolaşmak gibi metotlar üretir ve en uygun olanı bulur. Oyuncaklarının yerlerini aklında tutabilir.

Artık gözlerinin önünden kaybolan bir nesneyi arar. Onun göremese de var olduğunu idrak eder. Yani nesne devamlılığını öğrenir.

Bebeklerde Tırmanma

Bu zamanlarda bebekler tutunarak ayağa kalkmayı ve tırmanmayı öğrenirler. Tırmanmak için ayakların koordinasyonu, yük kaldırma ve kolları kullanarak vücudu yukarı kaldırmak gerekmektedir. Bebekler genellikle merdivenleri çok severler. Ancak henüz merdivenlerden inip çıkabilmeleri için 2-3 ay daha gereklidir.

9 Aylık Bebeklerde Ek Gıda

Bebeğinizin tercih ettiği besinler olabilir, neyi beğendiğinin ve neyi beğenmediğinin farkındadır. Ayrıca bebeğiniz bazen çok aç gibi olup, bazen de zorla yemek yemektedir.

Katı yiyecek yemenin bebeğe kattığı bir tecrübe de yiyeceğin incelenmesidir. Yiyecekleri hissetmek için parmakları ve hatta tüm elini kullanabilir, yiyecekleri bir bütün olarak ağzına götürebilir. Bu beslenme tecrübesinin doğal bir parçasıdır. Daha rahat yemesini sağlamak için büyük boy bir önlük takabilir ve mama sandalyesinin altına büyük bir örtü serebilirsiniz.

Bebeğin Emmemesi

Bebekler daha bağımsız oldukça, vücudunu daha iyi kullandıkça ve daha farklı tatlara alıştıkça daha fazla meme emmek istemeyebilirler. Bebeğinizi yeniden emzirmeye çalıştıkça o sizi itebilir ve bu sizin için üzücü olabilir. Aslında bu durum her iki taraf için de özgürlük demektir. Bebek size katı gıdalardan aldığı besinlerin ona yettiğini ve emmek istemediğini ifade etmektedir.

9 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz? 

Ona bir bardak alın ve bardakla su içmesine izin verin. Başta dökecektir ama denemeden öğrenemez.

“Kaybet bul” oynayabilirsiniz. Herhangi bir oyuncağını kutuya koyarak, nerede olduğunu sorabilir ve bulması için teşvik edebilirsiniz. Yüzünüzü kapatıp “anne nerede?” diye sormanız ve “anne burada!” diyerek açmanız bu yönünün gelişimini destekler. Oyuncakları saklayın ve birlikte arayarak bulmasına yardım edin.

Farklı boylarda ve renklerde oyuncaklar alın. Yan yana, üst üste dizin, birlikte oynayın. Daha küçük oyuncakları tutmayı ve kavramayı öğrenir. Oyuncakları birbirine vurarak ses çıkartın. Parmak kuklaları kullanarak masallar anlatın.

Şekillerin takılıp çıkarıldığı oyuncaklar bu dönemde onun sevdikleri olacaktır. Birlikte takın, çıkarın. Onu yüreklendirin ve doğru şekli bulmaya teşvik edin.

Bebekler ve Mutfak

Mutfakta çalışırken bebeğiniz de sizinle olmak isteyebilir. Kendisi için zararsız araç gereçleri (plastik tabaklar, tavalar, ölçme kapları, vb) oynaması için verebilirsiniz. Bu dönemde ufak boyutlu eşyaları daha büyük boyutlu eşyaların içine yerleştirmek ve boşaltmak bebeğizin gelişiminde önemli bir süreçtir. Plastik bir kaşıkla tencere ve diğer araç gereçlere vurarak ses çıkarmak da bebeğinizin hoşuna gidecektir.

Mutfakta dikkat edilmesi gereken noktalar:

  • Mümkünse fırını kilitleyin. Bebeğiniz ayağa kalkmak için fırın kapağına tutunup düşebilirlşer ya da içine bakmak için fırın kapağını açabilir.
  • Keskin aletleri bebeğinizin ulaşabileceği yerlerden uzakta tutun.
  • Kucağınızda bebek varken sıcak bir tenecere veya tava karıştırmayın.
  • Soba ve ocak üzerinde sapları dışarıda kaplara dikkat ediniz. Sap kısımlarını bebeğinizin ulaşamayacağı iç tarafta tutun. Ocakların önüne bu tür kazaları önleyici bir koruma da takabilirsiniz.
  • Temizleyicileri ve plastik torbaları kilitleri dolaplarda saklayın.

Bebekle Restorana Gitmek

Bebeğinizle bir restorana gidecekseniz bazı öneriler:

  • Sizi bekletmeden oturtacak ve siparişlerinizi hızlı alacak bir restoran seçin
  • Mama sandalyeleri olmasına dikkat edin
  • Erken gidin, geç vakit yenen akşam yemekleri çoğu zaman bebeği rahatsız edebilir.
  • Pencere kenarına veya mevsim ve hava uygunsa dışarı oturmayı deneyin.
  • Etrafta dolaşan insanlar veya caddede gezinen arabalar bebeğinizi rahatsız edebilir. Çeşme, şelale ve havuz gibi su kaynaklarının yakınına oturmaya çalışın.
  • Bebeğiniz katı gıdaları yiyorsa, oturur oturmaz bir çeşidin hazır olmasını sağlayın. Parmak oyuncakları (ayına uygun) bebekğinizin iyi zaman geçirmesini sağlar ve onu meşgul eder.
  • Tabaklar, çatal, bıçak, tuz ve biberlikler gibi araç-gereçlerle ilgili dikkatli olun.

8 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Bebeğiniz bu ayda; isteklerini ağlamadan belirtmeye başlar. Susadığında bardağını gördüğünde sevinir. Acıktığında yemeğinin hazırlanması onu heyecanlandırır. Annesinden ayrıldığında endişe duyar. Yabancıları ayırt eder, farklı davranır ve yadırgayabilir.

Günlük enerjisinin yaklaşık yarısını (hala emiyorsa) anne sütünden alır,  anne sütü  bolsa bu  oran %70-80’i bile bulabilir. Göz rengi artık netleşmiştir.

Her şeyi keşfetmek ister . Eline aldığı bir nesneyi sallar, yere çarpar, ses çıkarıp çıkarmadığını kontrol eder ve ağzına sokar. Eşyaların işlevlerini öğrenmeye başlar. Örneğin telefonla konuşurken sizi taklit etmeye çalışır ve telefonla ne yapıldığını öğrenir.

Çıkardığı sesler netleşir ve mimikleri anlam kazanır. Heceleme artar. Ses ve mimikleri taklit eder. Öksürük gibi belirgin sesleri taklit eder. Duyduğu sesler yönelir. İlgi çekmek için çığlık atar.

İşaret Etme

Bu günlerde bebeğiniz oldukça meşguldür. Vücudunun diğer bölümleri olduğu gibi elleri de sürekli bir hareket halindedir. Eşyaları çok iyi kavrayabilir ve karşı baş parmağını kullanma becerisini mükemmelleştirmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda işaret parmağını küçük nesneleri itmek ve küçük yerleri araştırmak için kullanmayı öğrenmiştir.

Parmağını size sanki “Hey, bu oyuncağın adı ne?” diye soracakmış gibi kullanır. Sizin yardımınızı isteyebilir. Eğer uygun birşeyse gösterdiği şeyi alıp bebeğe verin ve ona istediği eşyanın adını söyleyin. Bunu birkaç kere tekrar edin, nesnenin adına ve sizin ağız hareketlerinize nasıl dikkat kesildiğini fark edeceksiniz.

Ona uzanması için cesaret verin. Emekleyerek ulaşılabilir mi? Ya da yuvarlanarak? Eğer huzursuz oluyorsa yaklaştırarak yardımcı olun ki uzanıp erişebilsin.

Emekleme ve Yürüme

Bebeğiniz desteksiz oturabilir. Tutunarak ayağa kalkmaya ve destekle ayakta durmaya çalışır. Kollarının altından tuttuğunuzda adım atmaya çalışır. Bazı bebekler bu ayda sıralar, bazıları daha ileriki aylarda başarır. Emeklemek onun için kolaylaşmıştır. Emekleyerek merdiven çıkabilir.

Yürümesine yardımcı olmak için, tutunarak ittirebileceği tekerlekli bir oyuncak alabilirsiniz. Bacaklarını güçlenmesine ve adım atmak için cesaret kazanmasını destekler. Ayakta durmaya başladığı bu dönem için, doktorunuza danışarak uygun ayakkabı araştırmaya başlayabilirsiniz. Fakat ayaklarının güçlenmesi için evde çıplak ayakla basması daha uygun olur.

Küçük bebeğiniz artık hareketlendi ve bütün evi keşfediyor. Güvenlik önlemlerini gözden geçirmelisiniz. Bunun için onun boyuna eğilerek ya da emekleyerek eve onun gözünden bakabilir ve daha önce dikkatinizden kaçan sivri bir köşe, güvenliksiz priz gibi detayları fark edebilirsiniz.

8 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Bardağı kulpundan tutmaya çalışan bebeğinize uygun bardak alabilirsiniz. Böylece zamanla tutmayı ve bardaktan içmeyi öğrenir.

Babası ve siz işe giderken “baş baş” yapmayı gösterebilirsiniz.  Kısa sürede öğrenir ve taklit eder. Basit oyunları öğrenebilir. Onunla bol bol oyun oynayın.

Zihinsel olarak artık bebek kendisini fotoğraftaki görüntüsü ile eşleştirebilir. Aynı şey aynadaki görüntüsü için de geçerlidir. Bebeğinize bir fotoğraf albümü alıp sevdiği kişilerin fotoğraflarını koyabilirsiniz. Onunla fotoğraftaki herkes hakkında konuşun, zamanla bahsettiğiniz kişiyi gösterebilir. Kendi fotoğraflarınızı mutlaka koyun.

Tekrar Başlayan Uyku Problemleri

Bu zamanlarda bebeğinizin gecenin tam ortasında uyanmaya başlamasını yaşayabilirsiniz. Bu sık rastlanan bir durumdur. Aniden ağlar ve tekrar kendi kendine uykuya dalabilir veya uzun bir süre ağlamaya devam edebilir. Bebeğiniz vücudu ile heyecanlı şeyler yapmayı öğrenmektedir. Hareket etmeyi, ayakta durmayı, nesneleri farklı şekilde tutmayı öğrenmektedir. Bazı aileler bebeklerinin karyola içinde devamlı hareket ettiklerini, emeklediklerini, döndüklerini ve bir parmaklığa tutunduklarını fark ederler. Uykulu ailelerine “Ben biraz daha oynamaya hazırım” veya “Ben ayaktayım ve oturamıyorum” der gibidirler. Tam uyumaya dalmış fakat gene gecede bir iki kere ayağa kalkmak zorunda kalan aileler için bu durum rahatsız edicidir.

8 Aylık Bebek Aşı Takvimi

Bu ay bir aşı bulunmuyor.

 

6 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Bebeğiniz bu ay desteksiz oturmaya çalışır. Bunu henüz tam olarak başaramaz ama çabalar ve destekli bir şekilde uzun müddet oturabilir.

Yere düşen bir nesneyi sessiz de olsa fark eder ve arar.

Aynada kendi yansımasını tanır ve onunla konuşur, mimikler yapar. Neşeli ya da kızgın sesleri yüz ifadeleriyle bağdaştırabilir. Tanıdığı insanlarla yabancıları ayırır.

Çıkardığı sesler artar ve sesinizi taklit etmeye çalışır. Bu ayda hece tekrarı başlar.

Her iki eliyle, ayrı nesnelere uzanıp alabilir. Elindeki iki nesneyi birbirine vurur.

Elleri ilgisini çekmeye devam eder. Bir an sağ eline bakar ve hemen ardından sol eli dikkatini çeker. Artık yavaş yavaş tüm parmaklarını birlikte kullanmayı öğrenme zamanı, küçük eşyaları savurmak için birer araç olarak ellerini kullanır.Hangi elini kullanacağı ise ancak 2-3 yaşına geldiğinde belli olur.Bu konuda yönlendirme yapmamaya özen gösterin. Ellerinden herhangi birini kullanma yatkınlığı -sağlaklık ve solaklık- doğuştan gelen bir özelliktir.

Artık halı üzerine düşmüş ufak bir kuru üzümü bile görebilecek keskinlikte bir görüşe sahiptir, elini küçük eşyalara karşı raket gibi kullanabilir. Başparmağıni, ikinci ve üçüncü parmağını birlikte kavramayı kuvvetlendirmek için kullanır.

Bebekler eşyaları tutma konusunda mükemmel olmakla birlikte, bazen onları aniden bırakıverirler, bu nedenle eline kırılacak şeyler vermeyin. Bu  aylarda bebeğinizin bir eşyayı tutup diğer eline geçirdiğini gözlemleyebilirsiniz.

Ek Gıdaya Geçiş

Doktorunuza danışarak ek gıdaya başlayabilirsiniz.Ek gıdaya başladığınızda, tamamen püre yerine pütürlü gıdalar tercih edin. Bu çiğneme ve yutma becerisi kazanmasını sağlar. Küçük ve yumuşak lokmalar sunarsanız zorlanmaz.

İlk yiyecekler genelde tahıllı muhallebiler, yoğurt, muz-elma-şeftali gibi meyve püreleri, patates-havuç gibi sebze püreleri  olabilir. Bu besinlere kesinlikle şeker-tuz eklenmemelidir. Bu yiyeceklere bebeğinizin tepkisine dikkat edin. Hemen reddediyorsa, ek  gıdalara henüz hazır olamayabilir, bazılarını biraz ertelemeniz gerekebilir.

Biberon Denemeleri

Bebeğiniz mama sandalyesindeki tecrübesinden hoşlanıyorsa, ona ilk biberonunu vermeyi deneyebilirsiniz. Onun annesinin memesi dışında başka bir şekilde bir şeyler içebildiğini öğrenmesi önemlidir. Her iki eli ile kavrayabileceği büyüklükte bir biberon kullanmaya özen gösterin.

Başlangıçta önemli bir miktar sıvı belki çenesinden akacaktır ama içmesini zamanla öğrenecektir. Aynı zamanda biberonu atarak yüksek bir ses çıkarmasını da öğrenecektir, sakın ona kızmayın, o  dünyayı deneyerek öğreniyor.

Biberonla su ve formül süt (mama)  verebilirsiniz, meyve  suyunun biberonla verilmesi diş çürüklerine yol açabileceği için önerilmez. Meyvenin püresini kaşıkla vermek daha doğrudur.

Bebeğinizle Konuşun

Çoğu bebek 6 ay civarında ne olduğunu anlamasanız da konuşur gibi farklı sesler çıkarmaya başlayabilir. Sık olarak “baba” sözcüğünü belli belirsiz anne ve babasına seslenmeden farklı bir söz söylemek için kullanır. Genellikle söylediği söz ile söylediği kişi arasında ilişki kuramaz ama bu sözleri tekrarlamaya devam eder. Çok yakın zamanda size seslenmeyi de  öğrenecektir. Onunla ne kadar çok konuşursanız  o da  bunu  o  kadar çabuk  öğrenecektir.

6 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Gün içinde belli süreler destekli oturtarak gelişimine yardımcı olabilirsiniz.

Elleriyle ayaklarını tutar, ona çıngıraklı patikler alabilirsiniz. Uzanmaya çalışır ve çok eğlenir.

Bu ay bebeklerin çoğunda dişlerin kaşınması artar. Ona yumuşak kaşıma oyuncakları alabilirsiniz. Eliyle ağzına götürmeye çalışır ve dişini kaşımayı başarmak onu mutlu eder.

Hareket etmeyi sever. Ona bol ve rahat giysiler giydirmeye özen gösterin.

6 Aylık Bebek Aşı Takvimi

DTacB-IPV-Hib/5’li Karma Aşı 3. doz

KPA 13/Pnomokök Aşısı   3. doz

Hepatit B 3.  doz

Rotavirüs aşısı 3. Doz (Not: Rotatrix marka aşı yapıldıysa 3.Doz yoktur.)

5 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Bebeğiniz bu ayda; herhangi bir nesneye uzanabilir ve bilinçli bir şekilde eline alabilir. Yakaladığı nesneleri ağzına götürür. Oyuncağının küçük bir bölümünü görmek bile onu tanımasına yeter. Battaniyenin altından görünen tavşanını tanır ve almak ister.

Aynadaki görüntüsünü tanır ve güler.

Tek heceli sesler çıkarmaya başlar. Sese karşı duyarlılığı artmıştır. Artık en hafif tıkırtıları ve fısıldamaları bile duyar ve tepki verir. Aynı şekilde minik cisimleri de fark eder ve görür.

Yuvarlanarak dönebilir. Yattığı yerde ters dönebilir. Ayakta tuttuğunuzda basmaya çalışabilir.

Oyun minderleri, bebeğinizin sizin bulunduğunuz alanda, serbestçe ve keyifle oyun oynamasına imkan tanır.  Annesini ya da biberonunu gördüğünde beslenme zamanının geldiğini anlar ve heyecanlanır, mutluluğunu ifade eder. Duygularını önceki aylara kıyasla daha kolay anlayabilirsiniz, çünkü ifade yeteneği gelişmiştir. Sevgisini de göstermeye başlar. Yabancıları yadırgayabilir.

Duyuları bir yetişkininki kadar gelişmiştir. İletişim becerisi hızla gelişmektedir. Cıvıldamalara benzer sesler çıkarır. Kolay heceleri tekrar etmeye çalışır. Bazen bir şey içer veya yerken kabarcıklar ve hoş seslerle eğlenir. Bu agular ve sesler konuşmanın ilk öncüleridir. Bu sıralar duyacağınızn başka bir ses ise bebeğinizin ilk kahkahalarıdır. Farkında olmadan vücudunda bir noktayı gıdıklayabilirsiniz ve ilk kıkırdamalar gelir. Bebeğin gülmesine neden olmanın başka bir şekli onun şakalarına karşı gülmektir.

Bebeklerde Oturma

Bu ayda bir çok çocuk oturur pozisyona getirilmekten çok hoşlanırlar. Biraz kıvrık bir sırtı olacak ve ellerini kendini desteklemek için kullanacaktır. Bu denemeleri şimdilik kucağınızla sınırlı ve süreleri kısa tutmak uygundur. Destekle oturma denemelerini 6 ay sonuna saklamakta fayda var . Bebeğiniz her geçen gün kuvvetlenmektedir. Aniden düzelip bir elini boşa alarak bir oyuncağı kavramak için kullanabilir. Bir tarafına yuvarlanmaması için onu iki tarafından yastıklarla desteklemelisiniz.

5 Aylık Bebeklerde Ek Gıdaya Geçilebilir mi?

4-6 aylar arasında bir çok aile ek gıdalara başlamaya çok isteklidir. Bazen aile  büyükleri de her ne kadar sizi buna teşvik etmeye çalışsa da, 6 aylık oluncaya kadar bebeğin günlük yiyeceğini anne sütünden, anne sütü yoksa formül sütten alması önerilmektedir.

Bazı bebekler anne sütü ile beslenmekle yetinirler ve 6-7 aylık olana kadar ek gıdalara ilgi göstermezler. Fakat bazı bebekler dış dünya ile çok ilgili olup ailelerinin ne yediklerine dikkat ederler ve yemek hakkında daha fazla şey öğrenmeye çok heveslidirler. Ancak özellikle  de  anne  sütünüz  devam  ediyorsa, doktorunuzun söylediği 6 aydan önce katı gıdalara geçmemek daha doğru olacaktır.

5 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Ona dişini kaşıyabileceği oyuncaklar alın. Elinde tutup sallar ve ağzına götürür.

Artık rahatlıkla dönebilir. Onu düşebileceği bir yerde yalnız bırakmayın. Uyurken de dönebileceğini unutmayın; yatağı dışında bir yerde uyuduğunda güvenlik önlemleri almayı ihmal etmeyin.

5 Aylık Bebek Nasıl Oynar?

Onu oyun halısına bırakarak, etrafına oyuncaklar koyabilirsiniz. Uzanmaya ve yakalamaya çalışır. Eline aldığı nesneyi inceler. Ona çeşitli ve farklı dokularda oyuncaklar verin.

Aynanın karşısında onunla konuşun. Annesini ve kendisini tanıtın, adını söyleyin. Aynaya güler ve bakmaktan hoşlanır.

Müzik dikkatini çeker ve farklı müzikleri ayırt edebilir. Birlikte müzik dinleyin, onu kucağınıza alın ve dans edin. İkinize özel bu zamanlar ilişkinizin gelişimine katkıda bulunur. 

5 Aylık Bebek Aşı Takvimi

Bu ay bir aşı bulunmuyor.

3 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir;

Kendi kendine konuşmayaya başlar, “agu” sesi çıkarır. Sesli olarak gülmeye başlar. Kendiliğinden güler. Annesini tanıdığını ifade eder. Odaya girdiğinizde heyecan gösterir. Yabancılara güler.

Nesne devamlılığı başlar. Üzerini örttüğünüz nesnenin kaybolmadığını anlar. Çıngırakla oynar. Elindeki bir oyuncağı, kısa bir süre tutar.

Bu aydaki bebekler insanları ve eşyaları tanıyabilir. Bazı bebeklerin en çok sevilen eşya olarak bildikleri battaniye gibi yumuşak oyuncakları vardır. Rahat etmesini istediğiniz zaman bu eşyasını bebeğinizin yanına bırakın.

3 Aylık Bebek Baş ve Vücut Kontrolü

Bebeğiniz artık başını kontrol edebiliyor. Başını dik tutabilir ve hatta 45 derece kadar kaldırabilir. Ellerinden tutup kaldırınca ve yüzü koyun pozisyonda iken başını dik tutabilir.

Yüzükoyun yattığında kollarını kullanarak gövdesini kaldırmaya çalışır, kendisini 45 hatta 90 derece kalkık tutabilir. Ayakları üzerinde dik tutmaya çalıştığınızda kuvvetle yere basabilir ve adım atma hareketleri yapabilir. Acele etmeyin daha yürümesine çok var.

Elini tuttuğunuzda, daha sıkı kavrar. Eli hala ilgisini çeker. Sırt üstü yatarken kendi ellerini seyreder. Ellerini hareket ettirerek, kımıldatarak ve gözleyerek elleriyle oynar. Her iki elini biraraya getirip el çırpmak ise onun başka bir keşfi olacaktır. Kısa zaman sonra ellerini alet olarak kullanabildiğini fark edecek ve onları ilginç oyuncaklara dokunmak ve dünyayı tanımak için kullanmaya başlayacaktır.

Oyuncakları elleriyle onu tutabildiğini fark edecek, bir çıngırağı tutarken ellerini hareket ettirdiğinde ses çıktığını fark edecektir. Bu olay “sebep ve sonucun”un başlangıcıdır. Bazı şeyleri yapabildiğini görmesi beyninin o kısımlarını geliştirmektedir. Belki sonra çıngırağı ağzına götürecektir. Bu, ne yapabileceğini araştırıp öğrendiği bir süreçtir. Nesneleri gözleriyle takip etmekten, başını çevirerek her yönde izleyebilir hale gelir. Dokununca ayağını çekmek, başını çevirmek gibi kendini koruma refleksleri geliştirir.

3 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Üçüncü ay aileler için bir dönüm noktası olarak düşünülür, artık uyku, beslenme ve oyun düzenine sahip olan bebek olgunlaşmaya başlamıştır. Ayrıca bebeğiniz artık isteklerini daha net  belli eder.

Ona ilgi gösterin. Bazen sadece yüzüne bakıp gülümsemeniz bile hoşuna gider.

Bir oyun halısı alabilir, üzerindeki halkalara oyuncaklar takabilir, kırılmaz bir ayna koyabilirsiniz. Bazı bebekler sırt veya karın üstü yatıp dakikalarca yansımalarını seyrederler. Bazıları ise neşeli bir ses çıkararak gülerler. Aynalar bebeklere kendileri hakkında yeni şeyler öğrenme imkanı sağlar. Onunla ne gördüğünüz hakkında konuşun. Burnunu, kafasını ve gözlerini göstermeyi deneyin.

Farklı renklerde, değişik sesler çıkaran oyuncaklar ilgisini çeker. Oyuncakları hareket ettirdiğinizde başını çevirerek bakar. Ana kucağına izleyebileceği oyuncaklar asın ve hareket ettirin.

Ayaklarına renkli ve ses çıkaran çoraplardan takabilirsiniz. Bunları seyretmeyi sever.

Dokunma duyusunu geliştirmek için farklı dokularda oyuncaklara dokunmasını sağlayın.

Kucağa alınmayı hala çok seviyor ve sakinleşiyor. Onu bol bol kucağınıza alın.

Bebeğinizle oynarken onu farklı durumlarda tutun. Otururken destekleyin, göğsünüze karşı ayakta tutun, sallanan bir oyuncak altında sırt üstü ve karın üstü tutun. Onun sevebileceği daha birçok pozisyon keşfedebilirsiniz. Bu hareketler onun kaslarını geliştirirdiği gibi hem zevk almasını sağlayacak hem de sosyal gelişimine katkıda bulunacaktır.

3 Aylık Bebek Aşı Takvimi

Rotavirüs aşısını geçen ay yaptırdıysanız, bu ay herhangi bir aşı bulunmuyor.